Topkap_Saray_26

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Topkapı Sarayı Müzesi Müdürlüğü

Adres: Sultanahmet, Fatih / İSTANBUL

Tel : (0212) 512 04 80

Faks : (0212) 528 59 91

E-posta: topkapisarayimuzesi@kulturturizm.gov.tr

Müze, Salı günleri hariç, her gün ziyarete açıktır.

Ziyaret Saatleri

Kış Sezonu: 26 Ekim – 15 Nisan arası

Müze, Harem ve Aya İrini saat 09:00 – 16:45 arası ziyaret edilebilir

Dikkat: Bilet gişeleri 16:00 da kapanmaktadır

Yaz Sezonu: 15 Nisan – 26 Ekim arası

Müze, Harem ve Aya İrini saat 09:00 – 18:45 arası ziyaret edilebilir

Dikkat: Bilet gişeleri 18:00 de kapanmaktadır.

Geçmişteki adı Saray-ı Cedid-i Amire olan saray, bugünkü ismini 19 yy.da, surlardaki bir kapıdan almıştır. Topkapı Sarayı’nın yapımına Fatih’in İstanbul’u almasından yaklaşık yirmi yıl sonra başlanıp; 1479 yılında yapımı bitmiş olsa da, yapılanma dinamik bir şekilde devam etmiş ve sonradan yapıya birçok ilaveler olmuştur. Ortalama 700 bin metrekarelik bir alana sahip olan Saray; Ayasofya’dan Gülhane’ye, Gülhane’den Sirkeci’ye kadar geniş bir alana yayılan ve sur-i sultani denilen yüksek ve geniş duvarlarla çevrilidir. Saray surları, Sepetçiler Kasrı’ndan, Ahır Kapısı’na kadar uzanır. Bu duvarların üstünde 28 kule vardır. Bu duvarların sahile bakan yakasının bir bölümü, 1888’de geçen tren hattının güzergâhında kalmasından dolayı yıkılmış; bu yıkımdan sahil kısmındaki köşklerde nasibini almıştır.

topkapı sarayı
Topkapı Sarayı’nın on üç civarında kapısı olduğu sanılmaktadır. Bu kapıların birçoğu günümüzde yok olmuştur. Saray’ın heybetli Bab-ı Hümayun Kapısı, Ayasofya’nın denize bakan tarafında ve buradaki Sultanahmet Çeşmesi’nin karşısındadır. Bu kapı, sarayın ana giriş kapısıdır. İlk olarak Fatih döneminde inşa edilmiş ve günümüze kadar birçok onarımdan geçmiştir. Osmanlı tarihi boyunca birçok tarihi olaya tanıklık eden kapı, eski ihtişamını hala korumaktadır. Bu kapı Osmanlı Dönemi’nde sabah ezanı ile açılır, yatsı ezanı ile kapatılırdı. Kapının üzerinde II Mehmet’in tuğrası ve ilk yapıyı 1478 olarak tarihleyen bir yazıt yer alır. Bir başka yazıtsa, Sultan Abdülaziz tarafından 1867 tarihinde yeniden inşa edildiğine dairdir.

Bab-ı Hümayun’un iç tarafında birinci avlu yer alır. Bu avlu 19 yy.da çıkan yangın sonucu büyük hasar görmüştür. Avluda, halkın şikâyet dilekçelerini kabul eden “deavi köşkü” yer alırdı. Kapının içinde sağda, bir zamanlar saray reviri ve hazine memurlarının ofisleri yer almakta idi. Ayrıca; Avlunun sağ tarafındaki duvarın arkasında, saray fırınının bulunduğu kısım yer alır. Sol tarafta ise; Aya İrin Kilisesi. İmparatorluk darphanesi buraya yakındır ve mekân; Bugün darphane müzesi olarak ziyaretçilere açılmıştır. Avlunun sağ dibine doğru “cellât çeşmesi” adlı bir çeşme bulunmaktadır. Karşıda ise ikinci avluya açılan Bab-üs Selam Kapısı.

topkapi-sarayi-panorama

Bab-üs Selam Kapısı sarayın gerçek girişidir. III Murat tarafından tekrardan inşa ettirilen kapının üzerinde iki kule yer alır. Kapı dışındaki yazıtta; Allah’tan başka ilah yoktur, Hz. Muhammet onun kulu ve elçisidir yazar. Demir kapının kanatlarında ise, kapıların Kanuni Sultan Süleyman Dönemi’nde döktürüldüğü bilgisi vardır. Bab- üs Selam’dan içeri girince, birinci avluda olduğu gibi asırlık çınarlarla karşılaşılır. Bu kapı beş yola ayrılıyor; saray mutfağı, Bab-üs Saadet, Divan, Harem ve saray ağırına.

Osmanlı Dönemi’nde Divan, bürokratik meselelerin görüşüldüğü yerdir. Divandaki birinci salon; kubbealtı olarak da bilinen, görüşmelerin yapıldığı ana kısımdı. Divandaki ikici salonda, divan toplantılarıyla ilgili kayıtlar tutulur. Diğer salonda ise, kayıtların arşivlendiği defterhane yer alırdı. Harem ise Padişah’ın karısına, cariyelerine, annesine ayrılmış odaların yanı sıra; selamlıkta yer alan Sultan’ın kabul odaları gibi yaklaşık 300 oda bulunmaktadır. Harem’de göze çarpan bir diğer yapı, Adalet Kulesidir. İkinci avluda 1959 yılında yapılan kazılarda 5. ve 6. yy.a ait olduğu sanılan iki sütun gün yüzüne çıkarılmıştır. Bu Bizans kalıntılarının buraya nasıl ve ne amaçla getirildiği bilinmemektedir. Topkapı Sarayı’nda 1574 yılında çıkan yangınla, saray mutfağı büyük zarar görmüş; III Murat, yangından sonra Mimar Sinan’a mutfağı genişleterek, tekrardan inşa ettirmiştir. Ve ikinci avluda yer alan Bab-üs Saadet, sarayın özel kısımlarına ve üçüncü avluya açılır.

topkapı sarayı2

Üçüncü avluda, Divan toplantılarından sonra sultanın vezirleri kabul ettiği Arz Odası bulunur. Fatih zamanında inşa ettirilen Arz Odası yıkılmış ve I. Selim zamanında tekrardan inşa ettirilmiştir. Arz odasını çevreleyen Saray Okulu üçüncü avluda geniş yer kaplar. Saray Okulu, bir nevi bürokrat okuludur. Osmanlı İmparatorluğu’nun devlet adamı ihtiyacına cevap verecek öğrenciler burada yetiştirildi. Fatih Dönemi’nde kurulan okul; devşirme sistemi ile Osmanlı tebasından olan on yaş üstü Hıristiyan öğrencilere öğrenim verirdi. Üçüncü avluda öne çıkan diğer bir yapıda Hırka-i Şerif Dairesi’dir. Burada Hz. Muhammed’in Hırkası sergilenmektedir. Hırka-i Şerif, I. Selim zamanında, kutsal emanetlerle birlikte, İstanbul’a getirilmiştir. Üçüncü avlunun ortalarına doğru, 1719 yılında inşa ettirilmiş, III. Ahmet Kütüphanesi vardır. Üçüncü avluda yer alan bir başka yapıda, Saray Okulu’nun Camisi olan; Ağalar Camisi’dir. Caminin yanında, okulun başarılı öğrencilerine ayrılan Has Odası bulunmaktadır.

topkapı sarayı

Saatler ve minyatürlerin sergilendiği iki salon arasından dördüncü avluya çıkılır. Dördüncü avluda; Sofa Köşkü, Revan Köşkü, Bağdat Köşkü gibi köşklerin yanı sıra, Sünnet Odası ve Hekimbaşı Odası öne çıkan yapılardır. Revan Köşkü 1634 yılında IV. Murat tarafından; Erivan’ın İranlıların elinden alınmasını kutlamak amacıyla inşa ettirilmiştir. Mekânın içi tamamen İznik çinileriyle kaplı olup, dolap kapakları sedef ve baha kakmalıdır. Bağdat köşkü de aynı şekilde IV: Murat tarafından inşa edilmiş bir diğer köşktür. 25 Aralık 1638 tarihinde Bağdat’ın yeniden fethedilmesi dolayısıyla bina edilmiş ve bu ismi almıştır. Sünnet odası ise 1641 yılında Deli İbrahim tarafından inşa edilen bir yapı, iki yüz yıla yakın Osmanlı şehzadeleri burada sünnet edilmiştir. İbrahim Bir diğer eseri de, 1640 yılında İftariye Köşkü olarak nitelediği, terasın kenarındaki bronz baldakendir.

Topkapı Sarayı‘nda inşa edilmiş en son yapı olan Mecidiye Köşkü, Haliç, Marmara ve Boğaziçi birleşimine tepeden bakan bir başka yapıdır. Yapı 1840 yılında Abdülmecit tarafından inşa ettirilmiştir.

Bugün müzeye dönüştürülmüş tarihi Topkapı Sarayı, uzun dönem yaşam süren bir İmparatorluğun tarihine, kültürüne, heybetine, ihtişamına ve zenginliğine şahit ediyor ziyaretçilerini.
Hazırlayan: Ali Akçakaya

YORUM YOK

CEVAPLA